Ramazanda derin ven trombozu hastaları oruç tutabilir mi, nelere dikkat etmeleri gerekir?
Ramazanda derin ven trombozu hastaları oruç tutabilir mi, nelere dikkat etmeleri gerekir?

Derin ven trombozu geçiren hastaların oruç tutup tutamayacağı, hastalığın ilk 1 yıllık döneminde nelere dikkat edilmesi gerektiğini Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mert Dumantepe’ye sorduk.

Ramazan ayının gelmesi ile birlikte derin ven trombozu hastalarının oruç tutmanın tedavi sürecine zarar verip vermeyeceği konusunda kaygıları olduğunu ifade eden Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mert Dumantepe, hastaların çoğunun aklında “Derin ven trombozu tedavisi görüyorum, oruç tutabilir miyim? Damarım yeniden tıkanır mı?” şeklinde sorular olduğunu ifade ederek “Bu önemli konu için tek ve genel bir cevap vermek mümkün değil, çünkü her hastanın geçirdiği pıhtılaşmanın ciddiyeti, ne tür bir tedavi uygulandığı ve damarın iyileşme oranları birbirinden farklıdır. Bu nedenle verilecek öneriler her hasta için farklı olmalı; hastaya göre tedavi ve beslenme düzeni planlanmalıdır” dedi.

Prof. Dr. Mert Dumantepe, sıcak yaz aylarında ve ramazan ayında oruç tutarken metabolizmamız aynı hızla çalışmaya devam ettiğini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti: “Bu dönemde su ihtiyacı azalmaz, aksine sıcak nedeniyle ihtiyaç daha da artar. Vücudumuzun en temel gereksinimi olan suyun yeterli miktarda alınamamasından dolayı kanda pıhtılaşma sorunları sıklıkla yaz aylarında görülmektedir.”

Prof. Dr. Mert Dumantepe, “Derin ven trombozu hastalığının en önemli sebeplerinden biri vücudun susuz kalması sonucu kanın koyulaşmasıdır. Oruç tutan kişiler genellikle iftardan sonra çok yemek yerler ama yeterli miktarda su içmezler. Havaların sıcak olması ve uzun süre su içilmemesinden dolayı; vücuttan terleme ile sıvı kaybı fazlaca olur ve bu sıvının mutlaka karşılanması, vücuttaki sıvı dengesinin korunması açısından çok önemlidir” dedi.

Günlük su tüketimi konusunda uzmanların farklı görüşleri olsa da çoğunlukla ortalama 2-2,5 litre su içilmesinin tavsiye edildiğinin altını çizen Prof. Dr. Dumantepe, alınacak miktarı belirlerken günde 8 defa 250 ml veya 8 su bardağı su içilmesi şeklinde açıklanabileceğini belirtti. Prof. Dr. Dumantepe, “Ancak ideal olan, su ihtiyacının kişinin vücut ağırlığına ve vücut yüzey alanına, mevcut hastalıklarına, hava sıcaklığına ve aktivite düzeyine göre ayarlanmasıdır. Normal şartlarda bir günde insan ter, idrar ve deri yoluyla 2 litre kadar su kaybeder, yaz aylarında bu kayıp daha da artar. Ramazan da iftar ve sonrasında daha çok sıvı almak gerekli” şekline konuştu.

Her derin ven trombozu hastasının ayrı bir vaka olduğunu, her hastanın kendi içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Mert Dumantepe, “Derin ven trombozu hastalığını geçirmiş ve şu an kan sulandırıcı ilaçlar ile tedaviye devam eden hastalar için hastalığın tekrarlamasını açısından ilk bir yıl çok riskli… Pıhtılaşma sonrasında, hastalığın tekrarlaması ve yeniden pıhtı oluşma riski, ‘ilk aylarda’ en yüksektir, ancak takip eden aylarda risk ‘0’ olmaz. ‘İlk yıl’ boyunca yeniden derin ven trombozu geçirme riski, daha düşükte olsa, kalıcı bir tehlike şekilde devam eder. Uluslararası yayınlanmış birçok çalışma ile kanıtlanmıştır ki; bir kez derin ven trombozu geçirmişseniz, ikinci kez damarlarınızda pıhtılaşma olma olasılığı, sağlıklı bir insana göre çok daha fazladır. Bu nedenle Ulusal ve Uluslararası tüm damar cerrahisi dernekleri, kılavuzlar ve otoriteler hastalığın şiddetine bağlı olarak, 3 aydan daha kısa olmamak üzere 1 yıla kadar uzatılmış kan sulandırıcı tedavi ile takibi önerirler” diye ekledi.

Derin ven trombozu geçirmiş hastalara önerilerde bulunan Prof. Dr. Mert Dumantepe şunları söyledi: “Medikal takip altında, kan sulandırıcı kullanan hastalarımıza en önemli önerilerimiz,

Bu aylarda günde 2.5 litrenin altında olmamak şartıyla su içilmesi
Bol hareketli olunması
Direkt güneş ışınlarından uzakta, serin yerlerde bulunulması.
Bu aylarda kanın sulanma oranını ölçen, kan testleri daha sık yapılmalı ve daha dikkatli incelenmelidir, çünkü kanın yoğunluğunun artmasıyla paralel bağlı ilacın etkisi değişmekte ve aynı kan sulanma oranını sağlamak için daha yüksek dozda ilaç kullanılmasına gerek olmaktadır.

İşte bu nedenlerden dolayı, derin ven trombozu geçirmiş ve kan sulandırıcı tedavisi süren hastalarımızın özellikle ilk 1 yıl oruç tutması sakıncalıdır.

Bunun en önemli nedeni oruç tutarken hastaların yaklaşık 15-16 saat susuz kalmasıdır.

Anjiyografik yol ile tedavi edilmiş derin ven trombozu hastalarında ise; “akut derin ven trombozu döneminde (ilk 14 gün) hastaneye başvurmuş ve girişimsel yöntemle tedavi edilmiş hastaların durumu, ilaçla tedavi edilen hastalardan daha farklı özellikler taşımaktadır. Girişimsel tedavi sonrası ilk 3-4 ay yeniden pıhtılaşma için en riskli dönemdir. Bu nedenle hastaların yakın takibi, yüksek doz kan sulandırıcı kullanılması ve bol su içilmesi çok önemlidir. Ramazan ayına yakın dönemde hastalığa yakalanan ve anjiyografik yöntemle tedavi olan hastaların oruç tutmaları, bu dönemde uzun süreli susuz kalınması gerektiği için yeniden pıhtılaşmaya yol açabilir. Bu nedenle yaz aylarında bol su tüketmeleri ve oruç tutmamaları önerilir.

Kan sulandırıcı ilaç kullanımı doktoru tarafından sonlandırılmış hastalar için ise Ramazan ayında oruç tutma kararı, yine takip eden hekimleri tarafından yapılan doppler ultrason kontrolleri ve bacağın durumunun son değerlendirmesi sonucunda verilmelidir. Hastalar bu dönemde kan sulandırıcı ilaç da kullanmadıkları için, 17-18 saatlik susuz kalma sonucunda yeniden derin ven trombozu gelişme riskinin yüksek olduğu konusunda dikkatlice uyarılmalı, bacakta şişlik, ağrı, kızarıklık semptomları gelişirse acilen doktora başvurmalıdırlar.”